İslâm’ın, Şiddet ve Teröre Bakışı!

2 months ago
6

İslâm’ın, Şiddet ve Teröre Bakışı
Rahmet dini olan İslâm, şiddetin her türlüsünü reddeder
Şiddet ve terör, tanımlarından da anlaşılacağı üzere insanî değerlerden uzak, insanlık, hak, adalet ve özgürlük düşmanı, zulüm ve baskıya dayalı eylemlerdir. Şiddet ve terör, adı barış olan, rahmeti, insan hak ve özgürlüğünü esas alan, adaletin ayakta tutulmasını emreden, insanlığın huzur ve güvenliğini, mutluluk ve saadetini amaç edinen İslâm ile taban tabana zıttır.
İslâm; Kur’an’da ve Rasul’ün hayatında kendisini barış, esenlik, rahmet, sevgi, iyilik ve güzellikler dini olarak tanımlar. İslâm’ın bu tanımlamasını, mesajlarının temel gayesi kabul eden barış ve rahmet elçileri rasuller, örnek hayatlarında ortaya koymuşlar ve tüm zalim, acımasız despotlara karşı en küçük bir şiddete dahi başvurmamış, en güzel şekilde mesajlarını kavimlerine ulaştırmışlar, aynı güzellik içerisinde mücadele etmişlerdir.
Kur’an, İncil ve Tevrat, rasullerin bu örnek ve güzel mücadelelerini haber vermektedir. İnsanî değerlerini kaybetmemiş, akıl ve vicdan sahibi kimseler, bunu çok iyi bir şekilde anlarlar.
İslâm, yüce Allah’ın, kullarının yeryüzündeki yaşamlarını düzenlemek için rasulleri vasıtasıyla gönderdiği, barış, sevgi, rahmet ve iyiliğin yayılmasını sağlayan kanun ve kuralların, bu ilahi hükümlere teslimiyete, ilahi buyruklar doğrultusunda yaşamaya yüce Allah (cc) tarafından verilen isimdir.
Kur’an, “Dinde zorlama yoktur” (Bakara, 256), “Âlemler için rahmetten başka (bir sebeple) seni göndermedik.” (Enbiya, 107) ve “Sen onların üzerine bir zorlayıcı değilsin.” (Kaf, 45) ifadeleriyle dinde zorlamanın olmadığını, Rasul’ün rahmet elçisi olarak gönderildiğini belirtir. Rasulullah (as) da “ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” diyerek İslâm’ın zorbalıktan uzak, rahmet ve güzel ahlâk dini olduğunu açıklamıştır.
Şiddet ve terörü, İslâm’a mal edenler ya da İslâm adına, İslâmî hiçbir hüküm olmadan terör estirenler, bizzat kendileri İslâmî hükümleri çiğnemişler, İslâm’a en büyük hakareti yapmışlar, en büyük zararı vermişlerdir. İslâm’a bunu reva görenler, ya akletmekten yoksun, düşünme yeteneklerini yitirmiş zavallılardır –ki bunlara acınır ve bunların tedavi edilmeleri gerekir– ya insanî değerlerden uzak, adaletten, ahlâkî normlardan, dürüstlük ilkelerinden hiçbir şekilde nasiplenmemiş kimselerdir. Bunlar, İslâmî esasları bilmeyen yobaz ve cahillerdir ya da bağnazlığı yaşam tarzı olarak kabul etmiş İslâm düşmanı dinsizler, emperyalistler ve ateistlerdir.
İslâm, şiddetin her türlüsünü reddeder
İslâm, ne adına, kim tarafından, hangi amaçla yapılırsa yapılsın, şiddet, terör ve zorbalığın her türlüsünü reddeder, kınar ve karşı çıkar. Hatta öyle ki İslâm, şiddete şiddetle karşılık vermeyi, kişi için bir hak olarak kabul etmesine rağmen, bağışlayıp affetmeyi ve sabretmeyi tavsiye eder.
İslâm’ın şiddet, terör ve zorbalığı reddettiği gerçeği, İslâm’ın temel kaynağı Kur’an’da ve yüce Allah’tan aldıkları emirler, tavsiyeler ve öneriler doğrultusunda hareket eden resullerin yaşamlarında apaçık bir şekilde ortaya konulmuştur. Bu gerçekler ve tüm insanlık için en güzel örnekler olan rasullerin hayatları Kur’an’da çok açık bir şekilde açıklanmıştır.
İslâm, şiddet ve terör ile birbirine zıt, birbirleriyle en ufak bir bağları ve ilişkileri bulunmayan, hatta birbirlerini reddeden kavramlardır. İslâm, anlam itibarıyla barış, selamette olmak, kurtuluş, esenlik, harbi terk etme, samimiyet, ihlâs, teslimiyet ve tâbi olmak demektir. Hiçbir manasında şiddet ifade etmeyen İslâm, aynı zamanda rahmet, sevgi, iyilik ve güzellik manalarını da içermektedir.
Şiddet ve terör, ifade edildiği üzere zorbalığı, kin ve düşmanlığı, acı, üzüntü ve kötülüğü; kan, gözyaşı, huzursuzluk, bunalım ve kargaşayı ifade etmektedir. Bu nedenle İslâm ile şiddet ve terörün aynı şey olduğunu ya da İslâm’ın şiddet ve terörü beslediğini söylemek zulümdür.
Birbirine zıt, birbirinden çok farklı, artı ve eksi kutuplar gibi birbirine aykırı olan İslâm ile terörün, yan yana gösterilmesi, şiddeti, İslâm’ın doğal bir sonucu ve gereğiymiş, İslâm, şiddet ve terörü temel amaç olarak kabul eden bir din imiş gibi gösterilmesinin başlıca üç önemli nedeni vardır:
1- İslâm düşmanı ideoloji, inanç ve rejimler ile çıkarları İslâm’ın varlığı ile zedelenen dünya emperyalizminin, İslâm’ı kötülemek, onu, arayış içinde olan insanlığın gözünde küçük düşürmek için İslâm’a attıkları iftira ve karalamalardır.
Dünya emperyalizmi, Hrıstiyan ve Yahudi bağnazlar, ateizm ve uzantısı ideolojiler, düşman olarak gördükleri İslâm’ı kötülemek için hemen her vesile ile İslâm’a saldırmakta, İslâm’ı karalamakta ve İslâm’ı, şiddetin hazırlayıcısı ya da teşvik edicisi gibi sunmaktadırlar. Bu yüzden İslâmî kimi kavramları yanlış anlamlandırarak tanıtmaktadırlar.
İslâmî ıstılahta önemli bir yeri olan “cihad” kavramı, dünya emperyalizmi ve ateizm tarafından şiddet ve teröre ruhsat veren bir kavram olarak gösterilmeye çalışılmaktadır. Oysa “cihad” İslâmî davetin duyurulmasını esas alan çalışmaları içermekte, bu dâvetin insanlara ulaştırılmasında gösterilen gayret ve uğraşıları ifade etmekte, sömürülen, zulme uğrayan mazlumların hakkını korumakta, yeryüzünde adaletin, barışın hâkim olması için çalışmaktadır. Şiddet ve terörle hiçbir ilgisi, bağı ve benzerliği bulunmamaktadır.

Loading comments...